|
TÜRKİYE’DE KADIN ÖRGÜTLERİNİN KISA TARİHÇESİ
Türkiye’de kadın örgütlenmesinin çok uzun bir geçmişi vardır. Daha Osmanlı döneminde kadınlar kendi haklarını elde etmek, savunmak ve sorunlarına çözüm bulmak için bir araya gelirler. 1908 tarihinden itibaren kadınların savunuculuğunu yapan ve kadınlarla ilgili konularda duyarlılık yaratmayı amaçlayan pek çok örgüt kurulur. 1919 tarihinde kurulan, Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında kadınlar arası en geniş katılımı sağlayan ve kadınları işgalci güçlere karşı hareket geçirmek amacını taşıyan Anadolu Kadınları Müdafaai Vatan Cemiyeti pek çok alanda çalışmalar yapmış bir örgüt olarak burada anılmaya değer.
Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınlar kamusal alandaki haklarını elde etmek için ciddi bir mücadele verirler. Kadınların siyasi haklarını elde etmeleri sürecinin resmi tarih anlatımı ve bu konudaki yaygın söylem, kadınların kendileri için verdikleri mücadelenin üzerini örtse de bugün artık bu hakların elde edilmesinde, Türk Kadınlar Birliği’nin 1924 yılından 1935 yılına dek verdiği uğraşın ve yaptığı savunuculuğun farkındayız.
Türkiye’nin kadın örgütlenmesi tarihinde en durgun dönem, 1935- 1948 yılları arasıdır. Kadınların kamusal haklarını elde ettikleri ve bundan böyle reformların takipçileri olacakları savı o kadar kuvvetlidir ki onları yeni özgürlükler için mücadele etmekten alıkoyar.
1948 den 1970’e kadar kadın derneklerinin sayısında hızlı bir artış gözlenir. Ancak, birkaçı dışında bu derneklerin, kadınların birey olarak güçlenmelerine yönelik olmaktan çok, topluma hizmet ve yardım amaçlı faaliyetler sürdürdüklerini söylemek, yanlış bir genelleme olmayacaktır.
1970 ve 1980 yılları Türkiye’nin en politikleştiği yıllardır. Bu dönemde kurulan kadın kuruluşları, sol partilerin uzantıları olan ve politik hedefler güden kuruluşlardır. Bunlardan en dikkate değeri, 33 şubesi ve 15 bine yakın üyesi ile dönemin en yaygın örgütlenmesini gerçekleştiren İlerici Kadın Derneği’dir.1975 den 1980 e kadar faaliyet gösteren Dernek hem kadın sorununa hem genel siyasal mücadeleye yönelik faaliyetlerde bulunursa da esas olarak kendini emekçi kadınların örgütü olarak tanımlar. Kampanyalar, çeşitli eğitim programları, örgütlenme ve dayanışma çalışmaları yapar.
!980 sonrası başlayan ikinci dalga Kadın Hareketi içinde kadınlar, bireysel özgürlük taleplerini yükselttiler, feminizmi bedenlerine, emeklerine ve kimliklerine sahip çıkma mücadelesi olarak tanımladılar ve hayatın her alanında cinsiyetçilikle mücadele etmeyi hedeflediler. Bu hareketin ivmesi ile art arda oluşturulan ve pek çoğu feminist özellikler taşıyan kadın örgütleri, ataerkilliği sorgulayan söylemleriyle, ve cinsler arası eşitsizliğe karşı çıkan eylemleriyle kadın sorununu Türkiye’nin politik gündeminde tutmayı başardılar. 1990 dan sonra kadın hareketinin en temel özelliği ise kadınların örgütlenme biçimlerindeki çeşitlilik ve kadın sorunlarının çözümüne yönelik yapıcı ve yaratıcı tavırdır.
Bugün Türkiye’deki kadın örgütlenmesinde göze çarpan yaygınlığın, çeşitliliğin ve çok boyutluluğun arkasında işte böyle bir zengin tarih yatmaktadır.
UÇAN SÜPÜRGE
|
|